Pamukta Fasulye Çimlendiriyoruz
Çocukluğumuzda pek çoğumuzun evde heyecanla yapmış olduğu veya bizler deneyimlememiş olsak bile yakın çevremizde gözlemlediğimiz, çocukluk döneminin ilk deneylerinden biri olan “Pamukta Fasulye Çimlendirme”yi ve o fasulyelerin filizlenme sürecini beklerken yaşanılan heyecanı, sanırım hepimiz hatırlarız.. İşte bir çocuk için bu bir mucizedir. Bir kavanozun içinde önce ince filizler gelişir, sonra yeşil yapraklı küçük bir ağaç olur… Doğaya temas eden çocuklar, doğal olanın içinde taşıdığı sırla, kendi doğasını geliştirir aslında. Öğrenmek için ihtiyaç duyduğumuz işitsel, görsel ve dokunsal temel uyaranların tümünü kapsar doğa. Bir düşünün, ailenizle veya birkaç arkadaşınızla yapmış olduğunuz bir haftasonu pikniğinden sonra o güne dair anılarınızı hatırlamanız istense, kimi ağaç yapraklarının hışırtısının, belki uzaktan denizden gelen dalgaların, rüzgarın sesini veya kuşların cıvıltılarını, etraftaki çocukların neşe içindeki bağrışlarını anımsarken, kimi otların ve topladıkları çeşit çeşit çiçeklerin, piknik çantasından çıkan evde pişirilmiş tarçınlı kekin kokusunu, çıplak ayakla çimlere basmanın veya kumsalda yürümenin eşsizliğini anımsayacak, kimisi de masmavi gökyüzündeki bembeyaz bulutların şekillerini, yemyeşil ormanı, sapsarı papatyaları, akşama doğru güneşin nasıl kızıl bir alev gibi battığını, piknik örtüsünün, tabak ve peçetelerin uyumunu gözünün önüne getirecektir..
Neyi, nasıl hatırladığınız hangi işletim sisteminizin baskın olduğuyla yakından ilgilidir. İnsanlarda en temel haliyle 3 farklı işletim sistemi / öğrenme stili vardır; bilgiyi edinirken ve geri çağırırken yani hatırlarken, bunlardan bazısını daha aktif kullanırlar ancak her insanın farklı düzeylerde de olsa tüm temsil sistemlerini kullandığını söyleyebiliriz. İlgili literatüre baktığımızda; Görsel, İşitsel ve Kinestetik / Dokunsal olmak üzere 3 temel öğrenme stili görmekteyiz (Boydak, 2001). Doğada öğrenme deneyimi ise, çocuklara bu farklı duyular üzerinden öğrenme zenginliği sağlar (Chawla, 2015).
• Görsel Öğrenme: Doğadaki renkler, ışık değişimleri ve canlı gözlemleri çocukların dikkat, algı ve görsel ayrıştırma becerilerini geliştirir.
• İşitsel Öğrenme: Kuş sesleri, rüzgâr hışırtısı ve su akışı gibi sesler, çocukların odaklanma ve ses ayırt etme becerilerini artırır.
• Dokunsal Öğrenme: Yaprak, toprak, su ve kayalar gibi doğal materyaller, motor koordinasyon ve dokunsal farkındalığı güçlendirir.
Bu açıdan doğa, adeta bir açık hava laboratuvarı gibi çocukların bu çoklu duyusal deneyimler aracılığıyla çevre ile etkileşim kurmalarını sağlayarak, beyinlerinde yeni nöral bağlantılar oluşturmalarını, bilişsel ve duygusal becerilerini geliştirmelerini teşvik eder (Kuo, Barnes & Jordan, 2019).
Çocuk, bir filizin fasulyeye dönüşmesini beklerken uygun koşulları yerine getirmek için sorumluluk alması, sabırla beklemesi gerektiğini, bir kelebeğin peşinden koşarken kanatlarındaki renkleri ve tasarımını, küçücük karıncaların kendilerinden büyük çekirdek kabuklarını nasıl taşıdıklarını görür ve düşünmeye, soru sormaya, doğayı keşfederken, kendi iç dünyasını da beslemeye başlar. Doğanın, zihnini pek çok farklı açıdan uyarmasıyla, çocuğun öğrenme kapasitesi artar. Kalıcı öğrenme için derin ve anlamlı bağlantılar kurmaya ihtiyacımızın olduğu şüphesizdir ve işte o dönemlerde atılan tohumlarla, gelecek için her bir çocuk, kendi içindeki filizi de büyütmeye başlar ve her çocuk, doğa gibi kendi sırrını taşır, bizler yeter ki, ona doğanın mucizeleri gibi kendi mucizelerini de sabır ve merakla gözlemlemesine eşlik edelim…
Dr. Psikolog Esra (Üçok) Öksüz
Kaynaklar:
Boydak, A. (2001). Öğrenme Stilleri. İstanbul: Beyaz Yayınları.
Chawla, L. (2015). Benefits of Nature Contact for Children. Journal of Planning Literature 2015, Vol. 30(4).
Kuo, M., Barnes, M., & Jordan, C. (2019). Do experiences with nature promote learning? Converging evidence from a field experiment. Frontiers in Psychology, (10).